Hayat, yanlış adamın peşinden koştuğumu hiç bu kadar net vurmamıştı yüzüme. Farkında olarak ya da olmayarak, rüzgarına kattı beni. Bende dünden razıymış gibi koşup gittim peşinden. Sanki rüzgarıma başkasını katamayacakmışım gibi, hiç sevilmeyecekmişim gibi... Bu, ona has bir durum değil aslında. Bundan önce de başıma geldi. Bundan önce de böyle oldu. Aradaki tek fark; ilkinde zaten olmayacağının farkındaydım ama bu seferkinde olabilme ihtimaline o kdar inandırmışım ki kendimi. Şimdi olmayacağını farkedince yıkıntım ilkinden biraz daha fazla oldu. Aradaki tek fark bu işte. Aslında biraz oturup düşününce de saçmaladığımın farkına vardım. Sonuçta hayatının herhangi bir anında, sen ne kadar çok istesen bile tesadüfen bile karşılaşamayacağın birine bu kadar çok değer vermek, aptalca bir fikirdi. Neyse ki farkına vardım çok geç olmadan da, kendimi ayırdım ondan.
Bu arada; beni bu kadar üzecek duyguyu ya da insanı ne ara tanıdım, inanın hiç bilmiyorum...